Asrın tünelinden hep de geçmeli mi mor koyun?
Karın doydu, ve derin bir tokluk hissi vardır yalan soslu incir mezesinde.
Kaçak radyo istasyonlarının asabiyeti bozucu yanılgıları, ve yüzü niye gülmez ki bu spikerlerin?
Ön yargı dolu küp taşıyan kimi esrarkeş kimi çekkeş, ha bire burnunu alan sinesine; ve sarayında galatanın beyhude dolaşan bir insanın ne işi var yer kürede?
Bu savaşın sürecek olması; drakulaların lezzetli sofralarına ruh üflemekle vazifelendirilmiş kimseleri ne derece ilgilendirecek? Ve eline kalemi alan, kimin arkasından koşacağını nasıl belirleyecek?
Aslanı emziren kuzuyu mu takdir edecekler, yoksa kuzuyu yemeyen aslana hayattan 5 yıl men mi verecekler?
Arkasından mı konuşmakla yiğitlik buldular, yoksa tarafsızlıklarıyla övündükleri taraflarıyla mı?
Konuşmak dendi, belki ilk defa konuşmak olamaz hiçbir şey için çözüm. Arayışlar sonuçsuz, ve saatler öncesinden kaçırılır vagonlar düşünce kefesinden. Ne yani, özgürlüğe bir tasdikname de bundan dolayı mı verecekler. O zaman, mühürlerler zaman aşımına uğramış parşömenlerini.
Her cübbeli, cübbeli olmayabilir. Ve bu genelleme de bazen sınırını aşabilir. Bunun için ne kızmaya, ne de kötü yerlere varmaya olmasın bir hacet.
Kurulmak suç değil ya köşeye, dönmek için bu kadar uğraşan varken sahip çıkmak ta boyuna borç. Migrenli ağrıların eskortluk yaptığı, ve gecenin artık son demlere taştığı anlara yağmalı yorumlar. Öyle ki, birazcık hevesata fayda vazifesi şart. Yoksa yazık olur kursaklara.
Kuru gürültü mahyalarının anonslarıyla tanıştırdı kendini maymun adam. Bir maymun olarak konuşabilmesini, yazabilmesini ve hatta düşünebilmesini öğretebilse; insanların daha neler neler yapabilecekleri aşikar mıdır?
Bu ruh at binemez dediler mi, demediler mi tartışmak gereksiz. Pazarlara sığınmak korkakların işi. Ve korkaklık, politik bir düşler albümünün giriş sayfasındadır.