| |
|
Türkiye’nin en zengin arkeolojik alanlarından birine ev sahipliği yapan Bafa Gölü’nün kıyısında yer alan Heraklia’nın tarihi M.Ö. 7. yüzyıla uzanıyor. Helenistik ve Roma dönemlerinde parlayan kent, deniz ticaretiyle zenginleşmiş; Bizans döneminde ise piskoposluk merkezi olmuş.
Kayalık ve engebeli bir arazi üzerine kurulan kent, Roma dönemine ait 6.5 metre yüksekliğindeki surlarla ve 65 kuleyle çevrilmiş. Mükemmel denecek kadar düzgün taş işçiliği bugün bile farkediliyor. Kentin içindeki Athena Tapınağı, günümüze kadar gelebilmiş şanslı yapılardan. İki katlı olarak inşa edilen Agora’dan ise geriye tek kat kalmış. Yine de dükkan ve hanların yerlerini görebiliyorsunuz. Agora'nın doğusundaki “U” planlı yapı, M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilen Şehir Meclisi Binası (Bouleuterion). Sonra sırasıyla tiyatro, Stadium, Endymion Kutsal Alanı ve Haham Manastırı’nı gezebilirsiniz.
Heraklia Antik Kenti; Kapıkırı Köyü ile iç içe kalmış. Öyleki köyün okulunun bahçesinde antik kentin agorası, pekçok evin duvarında kentin surlarının ve sütunlarının parçaları, tarlaların içinde ise antik yapıların kalıntıları bulunuyor. Köyün içinde pekçok ev pansiyona ya da restoranta dönüştürülmüş ve küçük aile işletmeleri şekilindeki onlarca pansiyon ya da restorant yılboyu ziyaretçilere hizmet veriyor. En büyüğü köyün hemen karşısında olmak üzere pekçok ada ve adacığın bulunduğu Bafa Gölü'ndeki, bu adaların bazılarında manastır kalıntıları yer alıyor. Zaten Hereklia'nın sırtını yasladığı dağlar çok sayıda manastıra ev sahipliği yapıyor. Antik çağda mermer ocaklarıyla ayakta duran ve Didyma'ya, Priene, Milet'e mermer sağlayan kent, Latmos'un denizle bağlantısını kaybetmesi nedeniyle ticari olarak önemini kaybetmiş ve Roma dönemini de kapsayan uzun yıllar oldukça sönük kalmış.

|
|
| Online Kameralar |
|
|

| |
| Statistics |
|
|
Şu ana kadar 6450617 sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Temmuz 2004 | | |