erhantigli Newbie


Kayıt: Nov 27, 2006 Mesajlar: 16 Nereden: İstanbul
|
Tarih: Çrş May 30, 2007 9:01 am Mesaj konusu: Didim'de tatil yapmak... |
|
|
TATİL NOTLARI
Tatilimi bir süredir Didim’de geçiriyorum. Didim, Kuşadası, Bodrum gibi daha kentleşmemiş ama her yeri apartman ve sitelerle doldurarak onlarla aşık atmaya çalışıyorlar. Aslan yapsatçılarımız hiç boş durmuyorlar maşallah! İngilizler burayı çok sevmişler; evler alıyorlar, etrafı duvarlarla çevrili siteler kuruyorlar, emlakçılık yapıyorlar. Ev sahipleri evlerini onlara satarak yurdumuza döviz kazandırıyorlar, bire mal ettikleri evlerini ona yirmiye satarak paraya para demiyorlar; dolar, sterlin diyorlar! Bu furya o hale gelmiş ki, yerliler sitelerde azınlık olarak kalmışlar, kendilerini yabancı bir ülkede sanmaya başlamışlar. Niye dert yanıyorlar anlamıyorum; gitmek istediğimiz Avrupa ayağımıza gelmiş, içimize girmiş işte. Daha ne istiyorlar? Neymiş, evler pahalılaşmış, yerliler bu yüzden ev alamaz olmuşlar. Olsun efendim, yurda döviz girsin de, ne olursa olsun, boş küpler dolsun!
Didim gelişiyor ama enine boyuna gelişiyor. Köydü, kasaba oldu, kentleşme yolunda ama tozdan bir türlü kurtulamıyor. Kent merkezine özen gösteren belediye, Altınkum’daki yollara pek önem vermiyor. Asfalt yetersiz olduğu için burada oturanlar tozlu yaşıyorlar. Arsalar, tarlalar sarı otlarıyla, çöp ve poşet yığınlarıyla göze batıyorlar, bunlar temizlenmezse kır manzarası can sıkmaya devam edecek gibi görünüyor. Bu konuda önlem alınması gerekiyor. Benim oturduğum Esentepe’de kaldırım yapıldı ama yol olduğu gibi kaldı. Karakuyu Caddesi camiye yakın olduğu için, özellikle Cuma günleri tozdan geçilmiyor, Cuma namazına giden arabalılar ortalığı toza dumana boğuyorlar. Geçen yıl böyleydi. İnşallah bu yıl düzelir...
Yerli turistlerin bir başka yakınması da esnaftan; “Bizim yüzümüze bile bakmıyorlar ama İngilizleri görünce yerlere kadar eğiliyorlar. Neredeyse ayaklarını öpecekler” diyorlar. Gazino, restoran ve barlara İngiliz bayrağı asmışlar. Televizyonlarda İngiliz kanalları ardıne dek açılmış. Türk garsonlar şaklabanlık yaparak müşteri çekmeye çalışıyorlar. Atatürk bir zamanlar, “Ben bu millete her şeyi öğrettim ama uşaklığı öğretemedim” demişti. Şimdi devran değişmiş; kimi kişiler uşaklığı iyi öğrenmiş, yabancı müşterileri çekmek için bir takla atmadıkları kalıyor! Dansöz oynatarak, göbek atarak kendilerini beğendirmeye çalışıyorlar...
Bu durumu görünce memleketin asıl sahibi onlar olacak, bize de hizmetçilik etmek kalacak diye düşünüyorum. Yabancı hayranlığı o kadar artmış ki, müesseselerin adları da hep yabancı; Cowboy Shoping Center, Captain Cook(Bizim Barbaros, Turgut Reis, Burak Reis gibi ünlü kaptanlarımız var oysa), Characters Cafe Pub, Churchil Bistro Cafe, May Flower Cafe bar, Echo’s Bar ve daha neler de neler, maydanozlu köfteler...
İnşaat furyası gözden ırak yerlerde tüm hızıyla devam ediyor, kamyonlar evimizin önünden tozu dumana katarak gelip gidiyorlar. Kafa dinleyeyim derken kafan şişiyor gürültüden. Yetkililere derdini anlattığın zaman, yakında bitecek, çevre yolu yapılacak, kamyonlar oradan geçecek diyorlar. Bekliyoruz, bakalım bu iş ne zaman, nasıl olacak?
Bu arada güzel şeyler de oluyor. Kültür-sanat etkinlikleri yapılıyor, dünya barış günü kutlanıyor. Geçen yıl Mavi Şehir’de şiir ve müzik geceleri yapıldı, ben ve şair arkadaşlarım şiirler okuduk, kitaplarımızı imzaladık. Mavi Şehir apartman düzeniyle iç açıcı değil ama sanat yönüyle zengin. Bunu iş başındaki yönetim kuruluna borçluyuz.
Şimdilik bu konuda gözüme çarpanlar bunlar. Bakalım bu yıl daha mı güzel olacak, yoksa eski günleri aratacak mı? Eğer dağı taşı sitelerle doldurmazsak gelecek umut verici, yoksa durum feci.
Erhan Tığlı
1- Tatilde sakın evinizde tadilat, boya gibi şeyler yaptırmaya kalkmayın. Tatiliniz zehir olur. Eline bir fırça alan boyacıyım, bir mala alan inşaat ustasıyım diye ortaya çıkar, evinizi darmadağın eder, sinirlerinizi ayağa kaldırır. Hem sözünde durmaz, söz verdiği zamanda gelmez, iş yapmaz hem de birkaç iş birden aldığı için üç günde bitecek işi otuz günde bitiremez. Onu beklemekten denize ya da gezmeye gidemezsiniz. Üstelik rağbet gördükleri için burunları bir karış havadadır. Ustalıkları da adam atlatmakta, üç kuruşluk işi üç liraya yapma alanındadır! İçlerinde parayı alıp kaçanlar, işi eksik yapanlar da vardır...
2- Yazlıkta genellikle komşular birbirinin düşmanıdırlar. Gece yarılarına dek gürültü etmeyi, kafa şişirmeyi çok iyi bilirler! Kiminin küçük çocukları, kiminin kedileri, köpekleri canınıza okumaya ayarlandırılmışlardır; Evde bağırış çağırış yetmediği gibi, sokaklarda da gece yarılarına dek çocuklar koşup zıplarlar, çimenleri ezerler, çiçekleri ve ağaçlardaki meyveleri koparırlar. Köpekler gelene geçene ve birbirlerine havlarlar.
3- Tatilciler gazeteden başka bir şey okumamaya yemin etmiş gibidirler. Çocuklarının kitap okumasını sağlayacakları yerde, onlarla birlikte okey oynayarak boş zamanlarını değerlendirmelerine yardım ederler. Böylece okeye dördüncü aramaya gerek kalmaz, çekirdekten yetişen çocuklar oyunculukta ana babalarını aratmaz. Oyuna öyle bir dalarlar ki, gece geç vakitlere kadar oynayıp dururlar, komşu uyuyacakmış, rahatsız olacakmış, umurlarında bile değildir. Hele bir de evlerine konuk gelmişse yenilir içilir, kebap kokuları, mangal ziyafetinin verdiği neşe, içenlerin şen kahkahaları dört bir yana yayılır; insan buna hayran olur, bayılır!
4- Ey yazlıkçı; ya sen de bu şamataya katılacaksın ya da tası tarağı toplayıp başka yerlere yelken açacaksın. Bu da olmazsa huysuz, geçimsiz bir kişi olarak anılacaksın... _________________ erhantığlı |
|